Materyalizme hayır din-bilim birleşimine evet

27.09.2017 14:13

Leucippe, Democrite ve Epicure’den Marks’a kadar uzanan çizgi, materyalist düşünceye gönül verenleri oluşturur.(1) Dekart da din ile bilimi birbirinden tamamen bağımsız, alanları ayrı ve biri diğerine karışmaz kabul etmiştir.(2) Din ile bilimi birbirini tamamlayan iki unsur gibi görüp "İnsan ilimden faydalanır, fakat din ile yaşar. Parça bütünün yerini tutamaz” diyen batılı düşünürler de vardır.(3) Hatta az önce de söylediğimiz gibi, geleceğin değişmelerini din ile bilim ilişkilerinde gören bir yazar şöyle demektedir: “Tarihin gelecekteki seyrinin, bugünkü neslin ilim ve din arasındaki münasebetler hakkında vereceği karara bağlı olduğunu iddia etmek bir mübalağa sayılmaz.”(4)
1- Ali Fuad Başgil, Din ve Laiklik, İstanbul, Sönmez Neşriyet, 1962, s. 28-40
2- Emile Boutroux, Çağdaş Felsefede İlim ve Din, (ter: H. Katipoğlu) İstanbul, M:E:B: 1988, s. 19
3-Emile Boutroux, Çağdaş Felsefede İlim ve Din, (ter: H. Katipoğlu) İstanbul, M:E:B: 1988, s. 19
4- A. N. Whitehead, Secience And The Modern World, Cambridge, 1930, s. 224

ÇAĞIMIZ ALİMLERİNDEN MUHMMED EBUZEHRE SAKAL SÜNNET DEĞİL BİR ADET İŞİDİR GÖRÜŞÜNÜ BENİMSEMİŞTİR İŞTE ONUN SÖZLERİ:

“Hz. Peygamber’in bir kısım fiillerinin sünnet olup olmaması üzerinde bazı bilginler ihtilaf etmişlerdir. Hz Peygamber bunlar adet olduğu için mi, yoksa şeriatı beyan maksadıyla mı yapmıştır? Mesela sakalını bir kabza uzatması birçok bilginlere göre sünnettir. Bunlar kendi görüşlerini kuvvetlendirmek için “BIYIĞINIZI KIRPIN SAKALINIZI DA UZATIN” (A. B. HANBEL, MÜSNED II, 229) hadisini ileri sürerek sakal bırakmanın adet işi olmadığını, şeri bir şey olduğunu söylerler.
Bunun bir adet olduğunu, şeri bir şey olmadığını söyleyenlere göre, icma ile kesinlik ifade etmeyen bu konuyla ilgili nehiy, bıyıklarını uzatan ve sakallarını kesen Yahudi ve diğer gayri Müslimlere benzemeyi yasaklamak içindir. Buna göre sakal bırakıp bırakmama bir adet meselesidir. Biz de bu görüşü tercih ediyoruz.”
(Muhammed Ebu Zehre İslam Hukuku Metodolojisi, Fıkıh Usulü, s, 101)