Kadınlar için yas mı kutlama günümü?...

06.03.2018 00:47

Kadınlar gününün bir kutlamamı ya da bir yas tutma günümü olduğunu dahi bilmeyen kadınlarımızın; 8 Mart günü sazlı sözlü yerlere giderek eğlenmesine şaşırmamak gerekir… Kadınlar günü olarak kutlanan 8 Mart da kadınlara bir değer mi verildi ya da bir hak mı verildi? Şöyle bir baktığımızda bütün haklar erkekler içindir…

 

         Tarih boyunca kadınlara biçilen hak şiddettir… Kadınlara uygulanan şiddet sadece fiziksel olarak uygulanmıyor. Fiziksel şiddetin yanında ekonomik, psikolojik, kamusal alanda eşitsizlik, giyim kuşam ve davranış gibi nedenlerle de birçok şiddetin mağduru oluyor.  Hemen hemen her gün ekranlardan kadınların ya silahlı saldırı ya da cinsel istismara uğradığını duyuyoruz. Bu olayların ekran başındaki kadınlarımızı ne kadar derinden etkilediğini tahmin bile edemezsiniz. Onları anlamak için kadın olmak gerekir. Canlarına namuslarına yapılanlar yetmiyormuş gibi birde giyim ve kuşamından dolayı perdesiz eve benzetilmeleri, hamile kadınların sokağa çıkmaların edebe aykırı olduğu, kadınların gülmesini edepsizlik olarak görenlerin açıklamalarıyla da kadınlar şiddete uğruyor…

 

         Aslına bakılırsa; kadına şiddet dünyanın en gelişmiş ülkesinde bile görülüyor. Eğitimli ya da eğitimsiz birçok kadın fiziksel şiddete maruz kalıyor. Şiddete uğrayan kadınların bir kısmı bu onur kırıcı davranışı utandığından sinesine çekerek açıklamaz, şikâyet etmezken, bir başka kadın yasal haklarını arama cesaretini gösterebiliyor. Burada da iyi hal indirimi gibi nedenlerle suçlu cezalandırılacağı yerde daha az ceza alması yönünde bir hüküm tesis ediliyor.

 

         Daha geçtiğimiz 2017 yılı içerisinde; dolmuşta yolculuk yapan şortlu genç bir kıza ” beni tahrik ediyorsun, senden tahrik oldum” gibi sözlü tacizin ardından kızın saçını okşayarak dolmuştan inerken ayağa kalkan genç kızın suratına yumruk atmıştı. Günlerce tutuklandı serbest bırakıldı gibi hukuksuzluk konuşuldu durdu. Yine aynı yıl Suriye 9 aylık hamile bir kadın ve çocuğu 2 cani tarafından kaçırılarak hem tecavüz edildi hem de hunharca öldürüldü. Bunlar gibi birçok olayın şahidi olduk. Kadınlar günü sazlı sözlü bir kutlama günü değildir. Fabrikada yanarak can veren kadınların anma günü yas gündür.

  

         Sazlı sözlü kutlama yapmak için; kamusal alanda eşit hakları olmalıdır. Fiziksel, ekonomik, psikolojik şiddetin mağduru olmamalıdır. Giyim kuşamı ve davranışlarından dolayı eleştiri konusu yapılmamalıdır… Hamilelik dönemi ve annelik gibi biyolojik hakları tabii ki olmalıdır. Ama bu hakları onu kamusal alandaki eşik haklarından mahrum etmemelidir… Her ortamda eşit temsil edilmelidir.

 

        Ülkemizde; Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimiyle kadınların İktisadi ve siyasal yaşama katılmaları yönünde bir dizi değişiklik yapılarak 1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’de çıkarılan Köy kanunuyla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934 yılında Anayasa’da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme hakları tanındı. Türk kadını o yıllarda Avrupa devletlerinin çoğundaki kadınlardan daha ileri haklar elde etti ve çok geçmeden erkeklerin çalıştığı her alanda yerini aldı.

 

         Atatürk’ün değişecek zamanı milletine göstermesi, kadın hakları ve kadın- erkek eşitliği gibi konularında “BM İnsan Hakları Evrensel Bildirisi”, “İnsan Hakları Sözleşmesi” gibi konular, insanlık tarihinin ufkunda bile görünmemişken Türk Kadınına, haklarını verdiği günler bu haklarını hiçbir zaman kaybetmemek için sıkı sıkıya sarılarak Türkiye Kadınlar günü olarak kutlanmalıdır.

 

        8 Mart 1857 tarihinde ABD`nin New York kentinde ki dokuma fabrikasında daha iyi çalışma koşulları istemiyle greve giden işçilere polisin saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında 129 kadın diri diri yanarak feci şekilde can vermiştir.  Bu nedenle 8 Mart bir yas günüdür anma günüdür. Bir kutlama değildir.