Ağız, Diş Sağlığı ve Ekonomi

01.09.2018 00:00


 

Bugün ülkemizde yaklaşık olarak 85 milyon kişi yaşamaktadır.Bu olguyu ağız diş sağlığı açısından irdelersek 2,5 milyar dolayında potansiyel sağlıklı, sağlığı bozulmak üzere olan veya sağlığı bozulmuş diş vardır. Unutulmaması gereken ana konu sağlığın tanımıdır. SAĞLIK: vücudun tüm doku ve organlarının birbirleri ile uyum içinde ve eksiksiz olarak çalışmasıdır. Ancak ne yazık ki ülkemizde bireyler ağız diş sağlığına gereken önem ve özeni göstermemektedirler. Bunun sonucunda vücudun işlevselliği bozulmaktadır.Sonuçta yapılması gerekenleri birkaç başlıkta toplayabiliriz.

 

Var olan rahatsızlıklarda zaman kaybetmeden diş hekimine gitmek

Periyodik diş hekimi muayenesinden geçmek

Son olarak koruyucu diş hekimliğinden faydalanmak

Bu konuları kendi içinde açarsak:

 

Genellikle diş hekimi muayenehanesine gitme ülkemizde ancak ağrı durumu söz konusu olunca meydana gelmektedir. Ağızda ağrı yaratan faktörleri çürük dişler, hatalı yapılmış restorasyonlar ve diş eti rahatsızlıkları olarak üç grupta toplayabiliriz.

Genellikle çürükler dişin kalbi olarak adlandırdığımız pulpaya ilerleyinceye kadar sadece sıcak soğukta(provakatif) ağrı yaparken pulpaya ilerlemiş çürükler durduk yerde (spontane) ve bilhassa geceleri ağrı yaparlar. İlk durumda yani provakatif ağrıda diş çeşitli restorasyon maddeleri ile( kompozit dolgular amalgam dolgular porselen dolgular) canlı olarak ağız içinde muhafaza edilebilmektedir. Oysa spontane ağrıda hekimin endikasyonuna bağlı olarak kök kanalı tedavisi uygulamak gerekebilir. Kök kanalı tedavilerinde hekim dişin pulpasını çıkartmakta ve oluşan boşluğa vücut ile uyumlu kök kanalı dolgusu koyup diş de çürükten dolayı meydana gelen madde kayıplarını restorasyon materyalleri ile onarmaktadır.Bu ilk duruma göre oldukça zahmetli ve pahalı bir tedavidir.Kalp kapağı rahatsızlığı, akut eklem romatizması, veya sistemik rahatsızlığı olan kişilerde uygulanması gereken profilaksi dolayısı ile de hasta ayrıca antibiyotik kullanmak zorundadır.

Diğer bir durum hatalı noksan veya kullanım ömrünü tamamlamış restorasyonlardır. Ağız içine uygulanan sabit protezler(kuron veya köprüler) zamanla dişetinin şeklinin değişmesi sonucunda asıl görevi olan dişi dış etkenlerden koruma işini yerine getirememektedir. Bunun sonucunda protez altındaki diş zamanla çürümekte ve doku kaybı yaşanmaktadır.

Ağzımız termal travmaya en fazla maruz kalan organımızdır. Gün içinde sıcak veya soğuk içecekler tüketmekteyiz..Bunun sonucunda ana işlevi diş dokularında meydana gelen kayıpları onarmak olan restorasyon maddelerinin kimyasal yapısı bozulmakta ve bu işlevlerini yerine getirememektedirler. Dolayısı ile dişe uygulanan dolguların altına çürük oluşma nedenlerinden biri de budur.

Günümüzde artık implant uygulamaları yaygınlaşsa da bazı durumlarda hastalara hareketli protez uygulamaları yapılmaktadır. Ancak zaman içerisinde protezlerin eskimesi sonucunda protez üstündeki dişler eski kesiciliğini kaybedebilir.Bu durum ayrıca hastada dikey boyut dediğimiz yüz uzunluğunda kısalmaya ve çeşitli estetik bozukluklara neden olur.

Bununla birlikte hareketli protezlerde en sık rastlanan problem kullanıma bağlı olarak ağızda meydana gelen mantarlardır.

Genellikle diş hekimine baş vuran hastalarda en sık görülen problemlerden biride diş eti rahatsızlıklarıdır. Sağlıklı diş etleri pembe renktedir ve bir travma olmadığı sürece kanamazlar.Oysaki diş hekimine gelen hastaların büyük kısmı sabahları ağızlarında kan tadı olduğundan şikayet ederler.Gerekli tedavilerini yaptırmayan kişilerde problem gittikçe artarak dişlerin sallanmasına ve zamanla diş kaybına yol açar.Her 6 ayda bir rutin diş taşı temizliği yaptıran kişilerde ise böyle bir olumsun durum söz konusu olmaz.

Diş hekimlerinin hastalardan istediği en önemli önleyici tedavi her yemekten sonra yumuşak bir diş fırçası ile diş macunu kullanarak dişlerin fırçalanmasıdır.Bu sayede dişlerin üzerinde veya aralarında biriken besin artıkları uzaklaştırılmış olur.Sağlıklı diş etlerine sahip olmanın ilk kuralı da budur.

Periyodik diş hekimi muayenesinden geçmek hastaların sorunlarının daha fazla büyümeden ortadan kalkmasına yardımcı olur.Unutulmamamsı gereken ana konu diş hekimi hastanın ağzında ne kadar çok çalışırsa o kadar çok zaman ve para kaybına yol açacağıdır.Tabii ki oluşacak olan ağrı ve gerilimde işin cabasıdır.

Koruyucu diş hekimliği gelişmiş ülkelerde başarı ile uygulanmaktadır.Bilhassa küçük hastalarda uygulaması son derece basit olan flor uygulamaları ve fissür örtücüler bu tip tedavilerin başında gelmektedir.Bu sayede küçükler diş hekimi ile ilk buluşmasını ağırısız ve keyifli geçirebilirler.


DİŞ SAĞLIĞI ve EKONOMİNİN KARŞILIKLI ETKİLEŞİMİ

Şüphesiz ki diş sağlığının eğitim seviyesi ve bireylerin gelir düzeyi ile doğrudan ilişkisi mevcuttur. Ülkemizde eğitim seviyesinin yükseltilmesi sağlıklı yaşam bilincinin benimsetilmesi ve birey başına milli gelirin 20 25 bin dolarlara ulaşması sunucu arzulanan seviyelere mutlaka erişilecektir

Diğer taraftan diş sağlığının bozulması sonucu yapılacak tedavilerde kullanılan materyaller için yurt dışından yapılacak ithalat nedeni ile ülkenin milyonlarca dolar döviz kaybı oluşacaktır.Ayrıca çalışanların diş sağlığının bozulması üretim iş gücü kaybı ve verimliliğin düşmesi sonucunu getirecektir.

Önemli olan ağız sağlığına gereken özeni göstermek ve bunun sonucunda sağlıklı dişlere sahip olmaktır.