Cyber Savaşı, Casus Operasyonları ve Rusya’yı Dize Getirme Taktikleri


ÖZEL-BÜRO /// İSTİHBARAT DOSYASI /// SHENI HAMID : Cyber Savaşı, Casus Operasyonları ve Rusya'yı Dize Getirme Taktikleri

09.04.2018 23:03

Bugünlerde Rusya’nın keyfini kaçıran 20'den fazla batılı müttefik, Soğuk Savaştan (yani, Doğu Bloğundaki güçler ile Batı Bloğundaki güçler arasında II. Dünya Savaşı'ndan sonra tecrübe edilmiş jeopolitik gerginlikten) bu yana, batıdaki Rus istihbarat ağlarına dair en büyük darbeyi tekrar vurma dayanışmasına girdi.

Batı’nın, Rusya’yı dize getirme atılımları olarak değerlendireceğimiz bu taktik ve bilhassa Mart ayı başlarında ‘İngiltere'de ikamet etmiş, eski bir Rus istihbarat teşkilatı üyesi Sergei Skripal'ın kimyasal silah kullanımı vasıtasıyla -zehirlenilerek- öldürülmesi’ UK (Birleşik Krallık) başta olmak üzere pek çok batı ülkesi için de ‘Rusya’ya ültimatom verme’ mazeretini yarattı. Akabinde çok geçmeden UK dahil, AB üyesi ülkelerinde casus olduğu iddia edilen 100'den fazla Rus diplomatın sınır dışı edilmesi kararına ulaşıldı. Ve Avrupa ülkelerinden şimdilik Germany, France, Poland, Lithuania, Czech Republic, Denmark, Italy, Spain, Netherlands, Estonia, Latvia, Croatia, Finland, Hungary, Sweden ve Romania sözkonusu tepkilere dahil sayılırken; Iceland, Rusya’daki Dünya Kupası etkinliğine temsilci göndermeyeceğini açıkladı. AB üyesi olmayan Ukraine, Albania, Macedonia, ABD, Canada ve Australia bile, ülkelerindeki bazı Rus diplomatları sınır dışı ederek, sözkonusu tavır alma dayanışmasına katıldığını bildirdi. 

Bardağı Taşıran Bazı Damlalar…

Aynı bağlamda Moskova’ya dayattırılan ‘kulak çekme’ meselesinin özü gerçekte, şu ya da bu ülkede kullanılmış (ve ezelden beri zaten kullanımı sürdürülen) kimyasal silah mevzusu veya casus zehirlenilmesi pratiklerinden daha hakim bir uygulamaya tabidir: Uluslararası arenada pekiştirilmiş Cyber Savaşları yoluyla işlenilen ‘Soğuk Savaş’ın ve Rusya’nın bu alanda hamle yapmış gücünün kontrol edilmesi.

Hatırlanacağı üzere Cyberwar (Siber savaş) bir devlet ya da organizasyonun faaliyetlerini aksatmak niyetiyle, bilgisayar teknolojisinin kullanılmasıdır. Bahsi edilen saldırılar resmi hükümet veya şirket web sitelerini ve ağlarını indirebilir, çökeltebilir; büyük tesislere ve altyapı ağlarına zarar vererek, temel hizmetleri ve gizli verileri bozabilir veya değiştirebilir; finansal sistemleri yayar ve hatta bir süper gücün başkanlık seçiminin sonucuna karar bile verebilir (Tıpkı, Rusya’nın, Donald Trump idari dönemini başlatan, yani 2016’daki ABD başkanlık seçim sonuclarını manüpile ettiğine dair iddialarda görüldüğü gibi).

Kısacası, Cyberwarfare, son yıllarda daha etken savaş biçimlerinden biri olarak, hükümetlere ve ekonomilere zarar verme niyetiyle kullanılırken; sıcak çatışmalardaki silahlanmaya fazla masraf edilmeksizin işe yarar, etkili saldırı yöntemlerinden biri olarak popülerlik kazanmıştır.

Soğuk Savaş Oyunları…

Konu itibarıyla batıyı kasıp kavuran ve Ortadoğu’yu zaten avcu içerisine almış Rusya liderliği bir yana, Çin'in mesela bugün 100.000 kadar cyber askere sahip olabileceği tahmin edilmektedir.

Bununlara ileveten, ABD, İsrail ve Birleşik Krallık'ın en gelişmiş Cyber donanımına sahip olduğuna inanılırken; İran, Kuzey Kore, Kanada, Fransa, Hindistan’ın dahi bu listede baş sıralarda yer aldığı öngörülmektedir.

Fakat… Batıya yönelik uygulamalarda KGB departmanının bir parçası olan ve Rus sinyal istihbaratı tarafından koordine edildiği söylenilen, iletişim teknolojileri kullanımlı saldırılar, gerçekten Moskova’ya üstünlük sağlamış, hatta Ruslar’ın bu sahadaki atılımları, ABD’ de NATO bilgisayarlarını, bankaları, devlet dairelerini, hastaneleri dahi etkilemiştir.

Örneğin, son zamanlarda, bilgisayar güvenliği şirketi Symantec ‘Dragonfly adı verilen bir cyber casusluğu grubunun, geçtiğimiz yıldan bu yana yaklaşık 100 enerji şirketi ile nükleer santral işletmesinde meydana gelmiş olan cyber ihlallerinin ardında bulunduğunu; üstelik, ihlele uğramış yapılanmalardan yarısının ABD’de yer aldığını’ ifade etmiştir. Artı, Bloomberg uyarınca, Ruslar, ABD genelinde 39 eyaleti hedeflemiştir.

Bu arada, bilgisayar ve internet teknolojisi elbet ABD’de de uluslararası bir saldırı platformu olarak kullanılabilinmektedir. (En basit örneğiyle, Edward Snowden tarafından sağlanılmış gizli belgelere göre ‘ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), Çin'in en büyük telekomünikasyon şirketi -aynı zamanda dünyanın en büyük telekomünikasyon ekipman üreticisi olan Huawei merkezindeki sunuculara sızmayı başarmıştır. Plan, Huawei'nin teknolojisini kullanarak, şirketin, diğer ülkelere ekipman satması durumunda, bilgisayar ve telefon ağları üzerinden gözetimini yapmak ve gerektiginde, Huawei’ye yönelik saldırgan cyber operasyonlar gerçekleştirmektir’. Bu arada, NSA’nın cyber casusları, yakın zamanda ABD’nin Cyber Ordusu, Cyber Hava Kuvvetleri ve Cyber Deniz Kuvvetleri’nden sorumlu olan, ABD Cyber Komutanlığı’yla güçlerini birleştirmeye devam etmektedir.

Bitcoin birimine kadar uzanan malum saldırılarıyla Kuzey Kore bile askeri yeteneklerini pekiştirmeye devam ederken, Kim Jong-Un rejminin bu konuya özel bir önem verdiği de bilinmektedir. Kuzey Kore'nin ana casus yapılanması içinde kurulmuş ve ‘Ünite 180’ olarak tanımlanmış ordunun cyber hedefleri arasında mesela, ABD, Güney Kore ve bir dizi batılı ülke bulunmaktadır. Kuzey Kore konuyla alkalı iddiaları reddederken; soruşturmalar, Kuzey Kore'nin 300.000'in üzerindeki, küresel alana yayılmış "fidye yazılımı" uygulamasıyla, cyber saldırısına dahil olduğunu gösteren kanıtlar bulmuştur.

Bu yönde Rusya’ya rakip olmuş Kuzey Kore’nin, Bangladeş Merkez Bankası'ndaki $81 Milyon Dolar’lık nakit soygunun arkasında yeraldığı ve ülkenin, ABD topraklarına ulaşabilme yeteneğine sahip bulunduğu tahmin edilmektedir.

Japonya-ASEAN Cyber Merkezi… Yine uzakdoğu bağlamında Japonya ise son birkaç yıldır Güneydoğu Asya ülkeleriyle olan güvenlik bağlarını artırmaya çalıştığı için, yukarıda vurgulanan önemi dikkate alarak, bir güvenlik ağı olmuşturmaya yönelmiştir. Dolayısıyla, Japonya-ASEAN etkileşimiyle  Güneydoğu Asya ülkelerini kapsayacak Cyber birlik güvenliği kurulurken; Singapur'un yeni ASEAN Cyber Kapasite Programı (ACCP) ile ASEAN Savunma Bakanları Toplantısı Plus içerisindeki yeni güvenlik çalışma grubu kurulması kabul edilmiştir

Ama… Şaşırtıcı bir şekilde, İsrail'in bu konuda başta geldiği ve İsrail istihbaratının aynı alandaki yeteneğinin dünya çapında bilindiği de hatırlanmalıdır. Hatta bazı teknoloji uzmanları, aslında, İsrail'in cyber savaş teknolojisine öncülük ettiğini söylemektedir; yani, Rusya, Çin, Kuzey Kore ya da ABD’nin değil… Özellikle İran’ı izleme ihtiyacı ile nükleer ihtiyat gerekliliği, İsrail için bilgisayar kullanım teknolojisini kapsayan yeteneklerdeki gücü ilerletmesi yönünde ve bölgenin istikrarı açısından önemli sayılmaktadır.

Kısacası, asıl savaş, şimdilik kamuoyuna yansıtılmış bulunulan ve malum casus kovalamaca oyunlarına adapte edilmiş ‘sırf Rusya’ya dair değildir’. Gerçekte, AB ülkelerini da kapsamına almış (ve ABD destekciliği yönünde şekillenmiş) artı, İsrail ve ABD arasındaki dayanışmayla da pekiştirilmiş bir ‘İran, Rusya, Kuzey Kore ve Çin’e kafa tutma savaşıdır mesele.

Ne de olsa, muhtemel bir Çin-Rusya işbirliğinin dünyayı ele geçirivermesi, ne AB’nin ne de ABD'nin arzulayacağı ihtimaller arasında sayılacaktır.

Çünkü, sözkonusu alandaki üstünlüğü her kim ele geçirmeyi başarırsa, yine aynı yapılanma ‘dünyayı avuçları arasına alıverecek bir kontrolle mesela, uluslararası nükleer kodları, merkez bankalarının finans akış sistemlerini; askeri orduları vs… yani sosyal oluşumları çalkaladırabilir tüm yapılanmaları hakimiyet altında bulunduruverecektir’.

Velhasıl, Rusya’nın şu sıralar batı büyüteci altında tutuluş sebepleri arasındaki en ağırlıklı madde, yukarıda özetlediğim gerçekler temelinden kaynaklanmaktadır.

Olay bu.

Kaynak: Cyber Savaşı, Casus Operasyonları ve Rusya’yı Dize Getirme Taktikleri - SHENI HAMID/Londra

266

Hava Durumu ANKARA

Yeni anket?

Oyunuz Gönderilmiştir
Ankete Katıl