Cumartesi Anneleri; “701. Haftamızda yine Galatasaray’da olacağız”


Cumartesi Anneleri/İnsanları ve İHD Komisyonu,”Güvenlik güçlerinin işlediği suçlarda gerçeğin gizli tutulması, bu suçların faillerinin cezasızlık zırhıyla korunması yalnız mağdurların sorunu değil, temel bir hukuk ve demokrasi sorunudur” dedi.

01.09.2018 14:23


“701. haftamızda kayıp yakınları olarak her cumartesi olduğugibi yine Galatasaray’da olacağız. Gözaltında kaybedilen son insanımızınakıbeti açıklanıp, ailesine teslim edilene kadar, tüm failler yargı önüneçıkarılıp cezalandırılıncaya kadar kayıplarımızı aramaktan ve adalet talepetmekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

 

Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği İstanbulŞubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, 701. haftada da GalatasarayMeydanı’nda olacaklarını duyurdu.

 

Kayıp yakınları, 25 Ağustos’taki 700. Haftaya yönelik yasak,polis saldırısı, aralarında kayıp yakınlarının da olduğu 47 kişinin gözaltınaalınmasının ardında, yarın gerçekleşecek 701. Haftada izleyecekleri yol veİçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarına yanıt için bugün basıntoplantısı düzenledi.

 

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde gerçekleşentoplantıya kayıp yakınları, hak savunucuları, Halkların Demokratik Partisimilletvekilleri Garo Paylan, Serpil Kemalbay, Murat Çepni, Hüda Kaya, ZüleyhaGülüm, Ömer Faruk Gergerlioğlu Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili SezginTanrıkulu ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

 

İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, kayıpyakınlarının mücadelesinde her zaman yanlarında olacaklarını söyledi.

 

Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği İstanbul ŞubesiGözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına açıklamayı Komisyon üyesi ve kayıpyakını Maside Ocak okudu.

 

Maside Ocak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmetalebinde bulunduklarını aktardı. Kayıp yakınları İçişleri Bakanı SüleymanSoylu’nun açıklamalarına yanıt verdi.

 

“Galatasaray’a çıktık çünkü…”

 

Maside Ocak, Galatasaray Meydanı’nda mücadelelerinin nasılbaşladığını şöyle anlattı:

 

“Bizler devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltınaalınarak kaybedilenlerin anneleri, babaları, eşleri, evlatları, kardeşleri veinsan hakları savunucuları olarak 27 Mayıs 1995 tarihinde kayıplarımızıistiyoruz diyerek Galatasaray’a çıktık.

 

“Galatasaray’a çıktık çünkü: bizim yakınlarımız gibi başkainsanlar da evinden, işinden, okulundan, sokaktan, herkesin gözü önünde,gözaltına alınıyordu.

 

“Galatasaray’a çıktık çünkü: yakınlarımızın gözaltınaalındığına ve gözaltındayken görüldüğüne dair görgü tanıkları olmasına rağmen,bütün resmi makamlar “Bizde yok! Biz almadık!” cevabını veriyordu. Savcılar“Türk polisi işkence yapmaz. İnsan kaybetmez!” diyerek dosyalarımızı soruşturmadahi başlatmadan kapatıp, yakınlarını arayan biz aileler için hak aramanınbütün yollarını tıkıyordu.

 

Kayıplarımıza ve adalete ulaşamamanın bir sonucu olarak,aramızdan ayrılan Kiraz Şahin’in deyimiyle ‘Galatasaray’ı kendimize mekanettik.”

 

Dört talep

 

Ocak, 699 hafta boyunca şu dört talebi tekrarladıklarınıhatırlattı:

 

* Gözaltında kaybedilenlerin akıbeti açıklansın.

 

* Gözaltında kaybetme suçunun faillerini koruyan cezasızlığason verilsin; ceza adaleti sağlansın.

 

* Bir daha hiç kimse gözaltında kaybedilmesin.

 

* Türkiye, imzalamaktan kaçındığı Birleşmiş Milletler BütünKişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’yiimzalasın, onaylasın ve uygulasın!

 

“700 haftadır Galatasaray’da dile getirdiğimiz bu talepler;demokratik toplumun temel değerlerine, Türkiye’nin anayasal normlarına veuluslararası hukuk kurallarına dayanan meşru haklarımızdır.”

“16 hükümet değişti”

 

699 hafta boyunca, gözaltında kaybedilen yakınlarınınfotoğrafını taşıyarak Türkiye’nin en uzun erimli ve barışçıl protestosunugerçekleştirdiklerini söyleyen Ocak, ilk haftada bu yana 16 hükümetindeğiştiğini söyledi.

 

“Tüm hükümetler; insanlığa karşı işlenen gözaltında kaybetmesuçunun cezalandırılması ve kayıplarımızın bizlere teslim edilmesinisağlayamadı.”

 

“Erdoğan’la 7 yıl 8 ay önce görüştük”

 

5 Şubat 2011’de dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ındavetiyle Dolmabahçe’de Başbakanlık Ofisinde yaptıkları görüşmeye dair iseşunları söyledi:

 

“Bu görüşme sonrası başta dönemin Başbakanı Recep TayyipErdoğan olmak üzere Erdoğan’ın eşi ve Başbakanlık kaynaklarının kamuoyunayaptıkları açıklamaların ardından, kayıplarımızı bulma ve adalete ulaşabilmemiziçin ilk defa devleti yönetenler tarafından bir açıklama yapılmış oldu.

 

“TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeBaşbakanın talimatıyla oluşturulan Cemil Kırbayır Komisyonu’nun araştırma vesoruşturması sonucunda hazırladığı 2011 tarihli 350 sayfalık raporda, CemilKırbayır’ın gözaltında işkenceyle öldürüldüğü tespiti yer almaktadır.

 

“Söz konusu raporda; ‘Komisyonumuz bu bilgi ve değerlendirmelerışığında; Cemil Kırbayır’ın gözaltında iken işkence ile öldürüldüğü iddiası ileilgili olarak; sorgulamayı yapan üç birim olan Emniyet, MİT ve SıkıyönetimKomutanlığının o dönemdeki görevlileri ve yetkilileri ile dönemin sıkıyönetimkomutanı hakkında, Kars Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunma,elindeki tüm bilgi, beyan ve belgeleri ilgili savcılığa gönderereksoruşturmanın sonucunu takip etmenin uygun olacağı kanaat ve sonucunaulaşmıştır’ denilmiştir. Buna rağmen suçlular hakkında halen dava açılmamış,Cemil Kırbayır’ın kemikleri ailesine teslim edilmemiştir.”

“Hala mezara ulaşamadık”

 

Erdoğan’la görüşmenin üzerinde 7 yıl 8 ay geçmesine rağmenadım atılmadığına dikkat çekti:

 

“O günden bu güne;

 

* Gözaltında kaybedilen yakınlarımızı sağ olarak bulmaumudumuz tükendi ama yakınlarımıza ait bir mezara da hala ulaşamadık.

 

* Gözaltında kaybetme suçunu işleyenlerin yargılanması,hakikatlerin açığa çıkarılması ve ceza adaletinin sağlanmasına dönük birilerlemeye tanık olamadık.”

“Yalnız mağduların sorunu değil”

 

Ocak, 700. hafta buluşmasının engellenmesi ve kayıpyakınlarının karşı karşıya kaldıklarının adalete olan inançlarını bir kez dahasarstığını söyledi.

 

“Adalet talepli barışçıl buluşmalarımıza yapılan bu müdahaleve arkasından İçişleri Bakanı’nın hakaret içeren açıklamaları biz kayıpyakınlarını derinden yaraladı.

 

“Güvenlik güçlerinin işlediği suçlarda gerçeğin gizlitutulması, bu suçların faillerinin cezasızlık zırhıyla korunması yalnızmağdurların sorunu değil, temel bir hukuk ve demokrasi sorunudur. Hakikatiinkar eden, failleri hukukun üstünde tutarak cezasız bırakan devlet politikası,ülkenin demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve barışa gidecek yolu üzerindebarikat kuruyor. Bu barikatı aşmak için mücadele etmek yurttaşlık görevidir.”

 

Hakikat Adalet Hafıza Merkezinin verilerine göre, zorlakaybedildiği tespit edilen toplam 1352 kişi var.

 

Bir grup kayıp yakını ve hak savunucusu “kayıplar sonbulsun, akıbetleri açıklansın, sorumlular yargılansın” talebiyle 27 Mayıs 1995cumartesi günü saat 12.00’de İstanbul, İstiklal Caddesi Galatasaray meydanındaoturdu. Arada polis müdahaleleri olsa da 169 hafta kesintisiz GalatasarayLisesi’nin önünde oturuldu.

 

170. haftada, 15 Ağustos 1998’de başlayan güvenlikgüçlerinin saldırısı, 7 ay sürdü . Her cumartesi, yani tam 31 kez, gözaltılaryaşandı. Cumartesi Anneleri/İnsanları 13 Mart 1999’da güvenlik güçlerininsaldırıları nedeniyle belirsiz bir süre Galatasaray oturmalarına araverdiklerini açıkladılar. Yedi aylık sürede toplam 431 kişi, birkaç saatten beşgüne kadar varan sürelerde gözaltında tutuldu, dövüldü, tartaklandı, yerlerdesürüklendi, hakarete uğradı.

 

Bu insanların hep birlikte gözaltında kaldığı süre 932 günoldu. Toplam 84 günlük iş göremez raporu alındı. Bununla da kalmayıphaklarında, “polise mukavemet”ten, “toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasına”muhalefetten davalar açıldı. Hatta, okuma yazma bilmeyen kadınlar gözaltıhücreleri duvarlarına yazı yazmaktan yargılandı.

 

13 Mart 1999’da süresiz ara verilen Galatasaray oturmaları31 Ocak 2009’da yeniden başladı.

 

BİA-Beyza Kural

181

Hava Durumu ANKARA

Yeni anket?

Oyunuz Gönderilmiştir
Ankete Katıl