Bir Gladyo operasyonu - Kızıldere - 4


ÖZEL-BÜRO /// ÖZEL HARP DAİRESİ DOSYASI /// HİKMET ÇİÇEK : BİR GLADYO OPERASYONU - KIZILDERE - 4

04.04.2018 15:09

30 Mart 1972 sabahı 05.00'de arananların kaldığı ev jandarmalar tarafından sarıldı. THKP-C üyeleri Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy ile THKO üyeleri Cihan Alptekin ve Ömer Ayna teslim olmaya “hayır”, “biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” derler. (O sahneyi “Hatırla Sevgili”den hatırlar mısınız?) Taleplerine olumlu karşılık verilmez ve üzerlerine ateş açılırsa İngiliz rehineleri öldürerek sonuna kadar çarpışmayı kararlaştırdılar. "Teslim ol" çağrılarını reddettiler.

ÖZEL HARP DAİRESİ

Bugün artık biliyoruz. Operasyon kararını Özel Harp Dairesi almıştı. Operasyon öncesinde hükümetle bütün temas kesilmişti. Gladyo’nun ya da o dönemde Türkiye’deki yaygın adıyla “Kontrgerilla”nın Türkiye’de açıkça ortaya çıktığı dönem 12 Mart dönemidir. Gladyo teorisyenlerinin önerileri ve yöntemleri ilk defa bu dönemde geniş ölçüde uygulandı. Bu faaliyetler bizzat dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç tarafından yönetildi ve yönlendirildi. 12 Mart döneminde Türkiye’de ilk kez Gladyo iktidarı tamamen ele geçirdi.

12 Mart döneminde Özel Harp Dairesi Başkanı Tümgeneral Cihat Akyol, MİT Müsteşarı ise Fuat Doğu idi.

Seferberlik Tetkik Kurulu’nun adı, başına Cihat Akyol’un gelmesiyle Özel Harp Dairesi olarak değiştirildi. Dairenin başına Akyol’un gelmesi bir dönüm noktasıydı.

Tümgeneral Akyol, Gladyo konusunda ABD’de eğitim görmüş bir subaydı. ÖHD öncesinde MİT’te görev yapmıştı. Müsteşar Doğu ise Tümgeneral Akyol ile yakın ilişkiler içindeydi. NAZİ generali Gehlen hayranıydı. İkisi de Cumhurbaşkanı Sunay ile yakın ilişki içindeydiler.

İLK VURULAN MAHİR OLDU

Mahir Çayan evin çatısında başından yediği kurşunla öldü. Rehineler öldürüldü. Evin kerpiç duvarlarını delen makinalı tüfek mermileriyle Ömer Ayna gözünden, Cihan Alptekin karnından vuruldu. Uzaktan yapılan havan ve roketatarlarla öldüler. Yaralı yakalanan Saffet Alp'i başından vurdular. Saffet, 23 yaşındaydı.

'BAĞIMSIZLIK UĞRUNA'

Onlar, ölmeden önce şu marşı söylediler:

“Gün doğdu, hep uyandık

Siperlere dayandık

Bağımsızlık uğruna

Al kanlara boyandık.”

Ertesi gün ölülerini almak üzere gelen yakınlarının teşhisleri sırasında Ertuğrul Kürkçü'nün babasının ölenler arasında oğlunun bulunmadığını söylemesi üzerine yeniden yapılan arama sırasında Ertuğrul Kürkçü samanlıkta yakalandı. Kızıldere’den tek sağ kalan o oldu. Layık olduğu yere geldi, HDP’den milletvekili oldu!

Öncelikle THKP-C'nin önderliğine vurulan ağır darbe, yalnızca bu örgütün değil, sosyalist hareketin 1968'liler içinden çıkan bir grup devrimci önderin yok olmasına yol açtı.

ÇATIŞMAYI PENCEREDEN SEYRETMİŞ

THKP-C’nin 23 kişilik ilk davasında yargılanan Mustafa Aynur anlatıyor:

“2007 yılında Vatan Partisi adına seçim çalışmalarına Tokat’ta katıldım. Kızıldere’ye de gittim. Partili bir arkadaşın evinde kalıyordum. Ev, 1971’de Kızıldere Muhtarı olan Emrullah Arslan’ın evine yakındı. Muhtar’ın bütün ailesi İstanbul’da yaşıyordu, ama kendisi Kızıldere’ye dönmüştü.

“Evinde kaldığım arkadaşın annesi, katliamı evinin penceresinden seyretmiş. Karnından vurulan bir gencin, bağırsaklarını tutarak evden uzaklaştığını, tarlanın kenarına düşerek öldüğünü anlattı. (Cihan Alptekin)

“Daha sonra muhtarın yanına gittim. Ertuğrul Kürkçü’nün saklandığı samanlığı görmek istediğimi söyledim. ‘Yıktım’ dedi. Yıkılan yeri, Kürkçü’nün nerede saklandığını gösterdi.”

Mahir Çayan ve arkadaşlarına evini açan Kızıldere Muhtarı Emrullah Arslan 4 Kasım 2016 günü İstanbul’da hayatını kaybetti. Emrullah Arslan'ın naaşı memleketi Tokat'a bağlı Kızıldere köyünde toprağa verildi. Arslan katliamdan sonra 3 yıl cezaevinde yatmıştı.

KOMANDO KAMPLARININ EĞİTMENİ

Kızıldere katliamında görev alan devlet görevlileri zamanla tek tek ortaya çıktı. Bazıları anılarında operasyona katıldıklarını anlattı, bazıları tanıkların ifadeleriyle belirlendi. Operasyonun en tepesinde iki önemli isim vardı: MİT Müsteşarı Korgeneral Nurettin Ersin ve Jandarma İstihbarat Daire Başkanı Vehbi Parlar.

Evi kuşatan ve ateşi başlatan jandarmaların başında Teğmen Mustafa İlerisoy bulunuyordu. Kısa süre sonra üsteğmen olan İlerisoy, 12 Mart öncesinde Ankara'daki komando kamplarında ülkücülere eğitim veren subaylardandı. İlerisoy, Asteğmen Doktor Necdet Güçlü'nün Hacettepe Üniversitesi’nde 13 Nisan 1970 günü öldürülmesinde kullanılan iki silahtan birinin sahibiydi. Diğer silah ise Teğmen Fehmi Altınbilek'e aitti. Altınbilek de TİKKO örgütü lideri Ali Haydar Yıldız'ın katlinden, İbrahim Kaypakkaya'nın yakalanıp işkencecilerin eline verilmesinden sorumlu olan kişiydi.

Operasyonda MİT yöneticisi Mehmet Eymür, MİT İstanbul Daire Başkan Yardımcısı Albay Yaşar Savaş ve Necdet Akın vardı. MİT Ankara Bölge Başkanı Albay Süleyman Yenilmez de Kızıldere’deydi.

'SAĞ KALANLARI ÖLDÜRMÜŞLER'

Dönemin başbakanı Nihat Erim’in uzun yıllar sonra açıklanan günlüklerinde şunlar yazılıydı:

“Akşam saat 18’de Tağmaç telefon etti. Hepsi ölü olarak ele geçmiş. Saat 16.30’da nasihatin etkisi olmadığını ve devamlı bomba ve silah attıklarını görünce, jandarma da ateş açmış. Eve sokulup girmişler, İngilizleri ölü bulmuşlar, ötekilerden sağ kalanları öldürmüşler”

Kenan Evren yıllar sonra yayımlanan hatıralarında Kızıldere operasyonunun Özel Harp Dairesi tarafından yapıldığını yazar.

Aradan 46 yıl geçti. Türkiye halkı Kızıldere’de ölenleri hiç unutmadı!

242

Hava Durumu ANKARA

Yeni anket?

Oyunuz Gönderilmiştir
Ankete Katıl